Distopik Eğlence
Gündelik toplumsal hayatın görünen boyutunun ile görünmeyen boyutunun olduğu açıktır. Zira her şey bu kadar eğlenceli olmaya başlamışken nasıl oluyor da insanlar eskisinden çok daha kaygılı görünüyorlar? En azından gözlemlediğim ve anladığım kadarıyla durumun bundan ibaret olduğudur. Ancak tabiî ki burada bir mutluluk araştırmasını yapmanın bilimsel anlamda tartışmalı olacağı açıktır. Örneğin bir anket veya görüşme yaparak bunu anlamanız zordur. Mutluluk göreceli bir şeydir üstelik.
Eğer bir "risk toplumu"nda yaşadığımız sosyolojik gerçeğini kabul edersek o zaman hiçbirimizin öyle göründüğü ve bilindiği kadarıyla mutlu olduğu söylenemez. İnsanlar kişisel açıdan mutlu olsun veya olmasın en azından kendilerinin belirsiz bir gelecek fikrinden ürperdikleri çok açık. Başka bir deyişle insanlar bir yerden sonra “başımıza her an her şey gelebilir” deyişini eğer kader inancı bağlamının dışında, haksızlığın bir ürünü olarak kullanmaya başlıyorlarsa o zaman böyle bir durumda mutluluk tamamen bir eğlence dünyasının sersemletici ve geçici hazzına dönüşmüş demektir diyebiliriz.
Baştan çıkarıcı ve her geçen gün yoğunluğu gittikçe artan bir eğlence dünyasının kendisinin bile aslında kaygı verici boyutlara vardığı bu post-ikonik ve yanılsamalı dünyada eskisinden çok daha zamana ihtiyacımızın olduğu açıktır. Düşünmek ve sorgulamak için...
Bir çeşit distopik eğlence dünyasında yaşıyoruz aslında. Belki de yaşadığımız hayatı “palyaço” sözcüğü üzerinden metaforize edebiliriz: Ve palyaçonun yüzü gülüyordu ve insanları mutlu etmekti görevi. Ama aslında palyaço mutsuzdu… Gündelik hayatın tüm acı gerçekliğinden arındırıldığı ve insanlığın palyaçolaştırıldığını düşünüyorum.
Kendi acı gerçekliğimizi görmezden gelmenin türlü taktik ve stratejilerini geliştiriyoruz. Ancak hiçbir zaman kendi acı gerçekliğimizin nedeni olan şartların ne olduğu noktasında ve kendi hayatımızın neden bu kadar kötüleştiğine dair en ufak bir sosyolojik bilince de sahip değiliz.
Sosyal Bilimler04 Nisan 2025
Psikoloji-Sosyal Psikoloji02 Nisan 2025